Fronius, Endüstriyel WAAM İçin Entegre Additive Cell Sistemini Tanıttı

Fronius, tel ark katmanlı imalatı ayrı ayrı entegre edilen ekipmanlardan oluşan bir proje olmaktan çıkarıp standartlaştırılmış bir üretim hücresine dönüştürmek amacıyla yeni Additive Cell sistemini tanıttı. Çözüm; CMT tabanlı kaynak prosesi, endüstriyel robot, güvenlik altyapısı, proses kontrolü ve üretim yazılımını tek paket içinde bir araya getiriyor.

Fronius Additive Cell endüstriyel WAAM üretim hücresi
Fronius Additive Cell, tel ark katmanlı imalat bileşenlerini entegre bir üretim sistemi içinde topluyor. Görsel: Fronius.

Kaynak teknolojisinden üretim hücresine

Wire Arc Additive Manufacturing — WAAM, metal teli bir elektrik arkıyla eriterek parçayı katmanlar halinde oluşturuyor. Yüksek biriktirme hızı ve tel hammaddenin erişilebilirliği, yöntemi büyük ve orta ölçekli metal parçalar için cazip hale getiriyor. Bununla birlikte robot hareketi, tel besleme, ısı girdisi, parça yolu ve proses verilerinin farklı sistemlerden yönetilmesi, teknolojinin fabrika ortamında devreye alınmasını zorlaştırabiliyor.

Fronius’un Additive Cell yaklaşımı bu entegrasyon yükünü azaltmayı hedefliyor. Sistem şirketin düşük ısı girdisiyle bilinen Cold Metal Transfer — CMT altyapısını ve CMT Additive Pro fonksiyonlarını kullanıyor. Proses paketi; biriktirme hızını kararlı tutmaya, katman başlangıçlarını kontrol etmeye ve temas ucu ile iş parçası arasındaki mesafedeki değişimleri telafi etmeye yönelik özellikler içeriyor.

Büyük parça, onarım ve düşük adetli üretim

Fronius, sistemi havacılık, enerji, petrol ve gaz, demiryolu, otomotiv ve ağır sanayideki prototip, yedek parça ve küçük seri uygulamalarına konumlandırıyor. Düşük alaşımlı çelik, paslanmaz çelik, alüminyum ve nikel esaslı alaşımlar WAAM için öne çıkan malzeme grupları arasında bulunuyor.

WAAM’in ekonomik avantajı özellikle büyük bir parçanın katı bloktan işlenmesi sırasında yüksek miktarda talaş oluşan uygulamalarda belirginleşiyor. Yakın-net-şekil üretim, nihai talaşlı imalat süresini ve satın alınan hammadde miktarını azaltabiliyor. Aynı altyapı, aşınmış yüzeylerin yeniden oluşturulması ve mevcut parçalara yeni fonksiyonların eklenmesi gibi onarım senaryolarında da kullanılabiliyor.

Asıl eşik tekrarlanabilir proses

Entegre hücre yaklaşımı WAAM’in doğasında bulunan metalurjik zorlukları ortadan kaldırmıyor. Isı birikimi, distorsiyon, kalıntı gerilmeler, katmanlar arası geometri ve koruyucu gaz yönetimi parça kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle üretim reçetesinin doğrulanması, proses verilerinin izlenmesi ve sonrasında gerekli talaşlı imalat ile muayene adımlarının tanımlanması gerekiyor.

Additive Cell’in önemi, bu gereksinimleri yönetmek için gerekli donanım ve yazılım katmanlarını tek tedarikçiden gelen daha standart bir mimaride toplaması. Bu yaklaşım, WAAM’i özel olarak tasarlanmış tek seferlik robot hücrelerinden, kurulumu ve servisi daha öngörülebilir bir fabrika ekipmanına yaklaştırabilir.

Kaynaklar