Türkiye’de kurulan Alloy Additive, TIG tabanlı tel ark katmanlı imalat teknolojisiyle ürettiği uzay donanımlarından bir parça setinin halen yörüngede bulunduğunu açıkladı. Şirketin diğer bileşenleri statik ateşleme testlerinden geçti ve 100 kilometre irtifanın üzerinde uçuş gerçekleştirdi.

ESA BIC NRW’de ilk yıl tamamlandı
Açıklama, şirketin Aachen’daki Alloy Additive GmbH yapılanmasının ESA Business Incubation Centre North Rhine-Westphalia bünyesindeki ilk yılını tamamlamasıyla birlikte geldi. İstanbul’da başlayan şirketin Almanya operasyonu, Avrupa uzay tedarik zincirine daha doğrudan bağlanmak ve özellikle büyük ölçekli titanyum üretim yetkinliğini geliştirmek amacıyla kuruldu.
Alloy Additive’in proprietary prosesi, metal teli tungsten inert gaz arkıyla eriterek robotik biçimde katmanlar halinde biriktiriyor. Şirket; Ti-6Al-4V titanyum, nikel esaslı süperalaşımlar, paslanmaz çelik, Invar ve alüminyum alaşımlarında büyük parçalar üretebildiğini belirtiyor. Sisteminin yaklaşık bir metre çapında ve 1,5 metre yüksekliğinde parçaları hedeflediği bildiriliyor.
Uçuş mirası üretim olgunluğunu gösteriyor
Uzay sektöründe bir parçanın basılmış olması, uçuşa hazır olduğu anlamına gelmiyor. Malzeme özellikleri, iç kusurlar, geometrik doğruluk, yüzey kalitesi, ısıl işlem ve tahribatsız muayene adımlarının görev gereksinimlerine göre doğrulanması gerekiyor. Statik ateşleme, 100 kilometrenin üzerindeki uçuş ve yörünge deneyimi bu nedenle şirketin prosesinin yalnızca laboratuvar numunesi üretme aşamasını aştığını gösteren önemli işaretler.
Şirket, Aachen operasyonunu fırlatma araçları, uzay araçları, itki sistemleri, büyük yapısal metal parçalar ve hafif basınç tankları için konumlandırıyor. WAAM, özellikle büyük titanyum parçaların katı bloktan işlenmesine kıyasla daha az malzeme kaybı ve daha kısa teslim süresi sağlayabiliyor.
Avrupa uzay tedarik zincirine açılan kapı
ESA BIC NRW desteği Alloy Additive’e Avrupa’daki ana yükleniciler, araştırma kuruluşları ve teknoloji ortaklarıyla çalışma zemini sunuyor. Şirketin Türkiye’de geliştirdiği üretim bilgisini Almanya’daki uzay ekosistemiyle birleştirmesi, yerli AM girişimlerinin uluslararası uçuş programlarına erişimi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.