BMW Group, wire arc additive manufacturing (WAAM) ile üretilen ilk yapısal alüminyum otomobil komponentini 2027’de satışa çıkacak bir araçta kullanmaya hazırlanıyor. Parça son kalifikasyon aşamasında ve şirket, döküm eşdeğerine kıyasla yüzde 30–40 ağırlık avantajı bildirdi.

Belirli bir araç için son kalifikasyon aşaması
BMW Group Additive Manufacturing Başkanı Timo Göbel’in verdiği bilgiye göre çalışma artık genel bir teknoloji yol haritası olmaktan çıkmış durumda. Şirket, belirli bir araç programında kullanılacak büyük yapısal komponenti son doğrulama ve kalifikasyon adımlarından geçiriyor. Seri üretimin 2027’de başlaması planlanıyor.
BMW, tel beslemeli ark kaynağı temelli WAAM prosesini özellikle laser powder bed fusion sistemlerinin büyük parçalar için zaman ve maliyet bakımından dezavantajlı kaldığı uygulamalarda konumlandırıyor. Proseste metal tel elektrik arkıyla eritiliyor ve robotik hareket sistemiyle katmanlar halinde biriktiriliyor. Bu yaklaşım, yüzey kalitesi ve tolerans için sonradan talaşlı işleme gerektirse de büyük hacimli metal yapılarda yüksek biriktirme hızı sağlıyor.
Döküm parçaya göre yüzde 30–40 daha hafif
Şirketin açıklamasına göre WAAM komponent, geleneksel döküm alüminyum eşdeğerinden yüzde 30–40 daha hafif ve toplam üretim maliyeti bakımından da avantajlı. Ağırlık kazancı yalnızca malzeme değiştirmekten değil, yük yollarına göre optimize edilen geometrinin katmanlı imalatla üretilebilmesinden kaynaklanıyor.
BMW, WAAM çalışmalarına 2015’te başladı; 2021’den itibaren MX3D ile kurulan hücrede daha büyük test parçaları üretti ve 2025’te araç seviyesindeki doğrulama çalışmalarını genişletti. 2027 hedefi, bu geliştirme zincirinin seri otomobil üretimine taşınacağı ilk somut kilometre taşı olacak.
Otomotivde büyük format metal AM için eşik
Otomotiv sektörü, yüksek adet ve sıkı çevrim süreleri nedeniyle metal katmanlı imalatın en zor ölçeklendiği alanlardan biri. BMW’nin yapısal bir WAAM parçasını satışa çıkacak araca dahil etmesi; kalifikasyon, maliyet, robotik üretim ve son işlem zincirinin fabrika ölçeğinde birlikte çalışabildiğini göstermesi bakımından önemli bir referans oluşturabilir.